BBC muhabirleri merak edilen soruları yanıtladı: “İsrail Gazze’yi ilhak edebilir mi?”

BBC’nin deneyimli muhabirleri İsrail’in 7 Ekim’deki saldırılardan sonra Hamas’a savaş ilan etmesinin ardından yaşanan gelişmelerle ilgili okurlardan gelen soruları yanıtladı.

İsrail’in hedefi ne, Hamas buna karşı koyabilir mi?

İskoçya’dan Luciano Sisi’nin sorusuna İsrail’in güneyinden bildiren BBC Uluslararası İlişkiler Şef Muhabiri Lyse Doucet şu yanıtı verdi:

Geçmişteki savaşlarda İsrail’in hedefi, geniş yeraltı tünelleri ağı dahil olmak üzere İsrail’e roket atma kapasitesini yok etmek için “Hamas’ı sert bir şekilde vurmaktı.”

Bu sefer farklı. İsrail, “Hamas’ı yok etmeye” yemin etti. Örgütü artık IŞİD gibi tamamen ortadan kaldırılması gereken bir grup olarak tanımlıyor.

İsrail, Hamas’ın altyapısını yok edecek, tünellerini çökertecek, komuta ve kontrol ağlarını felce uğratacak askeri güce sahip.

Ancak İsrail’in Gazze’de kendisini neyin beklediğine dair ne kadar bilgi sahibi olduğu net değil. İsrail güvenliği hakkında şaşırtıcı derecede ayrıntılı bir anlayışa sahip olduğu ortaya çıkan Hamas’ın askeri becerileri İsraillileri şoka uğrattı.

İsrail’in acımasızca olacağını bildiği yanıtıyla karşılaştığında Hamas’ın aynı derecede karmaşık bir hazırlık içinde olması muhtemel.

IŞİD’den farklı olarak Hamas Filsitin toplumuyla iç içe var olan siyasi ve sosyal bir yapı.

Askeri bir hücum Hamas’ın demir ve betonlarını yok edebilir ama davaları için ölmeye hazır insanların şevklerini artıracaktır.

Üçüncü Dünya Savaşı başlayabilir mi?

İngiltere’nin Skelmersdale kentinden Craig Johnson’ın sorusu şu şekilde: “İran devam eden İsrail-Hamas çatışmasına müdahil olursa, ABD ve müttefiklerinin buna yanıt vermesi beklenebilir mi? Bu durum nükleersiz bir üçüncü dünya savaşına yol açar mı?

BBC’nin İsrail’in güneyinden bildiren deneyimli Uluslararası İlişkiler Muhabiri Jeremy Bowen bu soruya şu yanıtı verdi:

ABD Başkanı Joe Biden, İran’ın ya da Lübnanlı müttefiği Hizbullah’ın müdahale olasılığıyla ilgili soruya cevap verirken tarafları, “Müdahil olmayın” diyerek uyarmıştı.

Amerikalılar Akdeniz’in doğusuna uçak gemilerini konuşlandırarak İran’a uzak durması yönünde çok net bir mesaj verdi.

Bununla herhangi biri müdahale ederse sadece İsrail’i değil Amerikan ordusunu da hesaba katması gerektiğini söylüyorlar.

Orta Doğu’daki en önemli fay hatlarından biri ABD ile İran ve bunların mütteffikleri arasından geçiyor.

Her iki taraf da risklerin farkında. Soğuk savaştan sıcak savaşa dönerse Orta Doğu’da küresel öneme sahip bir yangın başlatacaktır.

Birleşmiş Milletler ve diğer ülkeler neden müdahale etmiyor?

Londra’dan Sadul Hoque’un sorusu şu şekilde: “Eğer herkes İsrail’in sivilleri öldürdüğüne ve daha fazla kişiyi öldüreceğine ikna olduysa neden Birleşmiş Milletler (BM) ve diğer ülkeler duruma müdahale etmiyor?

BBC Diplomasi Muhabiri James Landale şu yanıtı verdi:

Pek çok ülkenin İsrail’e hava saldırılarını durdurması yönünde çağrıda bulunmamasının temel nedeni, ülkenin Hamas tarafından saldırıya uğradığını ve kendini savunma hakkına sahip olduğunu kabul etmeleri.

Kısıtlama çağrısında bulundukları nokta, İsrail’in kendisini nasıl savunduğuyla ilgili.

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak dün yaptığı açıklamada, İsrail Başbakanı’yla görüşmesinde “Sivillere karşı etkisini elimizden geldiğince en aza indirme ihtiyacını dile getirdim” ifadelerini kullandı.

BM de İsrail’i sivillerin öldürülmesinden kaçınmaya çağırdı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres birkaç gün önce yaptığı açıklamada, “Uluslararası insani hukuk ve insan hakları hukuku saygı görmeli ve desteklenmelidir; siviller korunmalı ve asla kalkan olarak kullanılmamalıdır” demişti.

İsrail, savaş uçaklarının ve toplarının Gazze’deki Hamas hedeflerini vurduğunda ısrar ediyor. Ancak bu saldırılarda gerçekten de çok sayıda sivil öldürülüyor ve yaralanıyor.

Filistinliler bunun İsrail’in saldırılarının aşırı ve ayrım gözetmeden gerçekleşmesinden kaynaklandığını söylüyor. İsrail ise asıl nedenin Hamas’ın sivilleri canlı kalkan olarak kullanması olduğunu savunuyor.

Hizbullah’ın Hamas’a göre askeri gücü ne düzeyde?

Bir BBC okurunun, “Lübnan müdahil olursa Hizbullah’ın Hamas’a kıyasla ne kadar büyük bir gücü var?” sorusuna Lübnan’ın güneyinden bildiren BBC Muhabiri Hugo Bachega şu yanıtı verdi:

Lübnan’da askeri, siyasi ve sosyal bir hareket olan Hizbullah, İsrail tarafından uzun süredir Hamas’tan daha zorlu bir güç olarak görülüyor.

ABD merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’ne göre ağır silahları olan İran destekli grubun elinde tahmini 130 bin roket ve füze bulunuyor.

Bu cephaneliğin çoğunu küçük, taşınabilir ve güdümsüz karadan karaya topçu roketleri oluşturuyor.

Ama diğer taraftan uçaksavar ve gemisavar füzelerin yanı sıra İsrail’in içini vurabilecek menzile sahip güdümlü füzeleri de olduğu tahmin ediliyor.

Bu, Hamas’ın sahip olduklarından çok daha karmaşık.

Hizbullah’ın lideri 100 bin savaşçıya sahip olduklarını iddia etse de bağımsız tahminlere göre militan sayısı 20 ile 50 bin arasında değişiyor.

Birçoğu iyi eğitimli, savaşta tecrübeli ve Suriye iç savaşında deneyim kazanmış durumda.

Mukayese için, İsrail’e göre Hamas’ın 30 bin savaşçısı var.

Savaştan sonra Gazze’ye ve insanlarına ne olacak?

Gana’dan Joyce adlı okurun, “İsrail’in Gazze’deki kara işgali, bölgenin ilhakı mı, yoksa sadece Hamas’ı ortadan kaldırmaya yönelik bir savaş mı? Savaştan sonra Gazzelilerin barınması için yerleşim birimi inşa edilecek mi?” sorusunu BBC Diplomasi Muhabiri Paul Adams yanıtladı:

İsrail, yalnızca Hamas’ı ortadan kaldırmak istediğini söylüyor. Neredeyse 20 yıl önce çekildiği bir bölgeyi yeniden işgal etmek istediğini düşünmek için hiçbir neden yok.

İsrail’de bazı aşırı sağcılar bunu isteyebilir ama 1967’den 2005’e kadar süren işgal maliyetliydi ve popüler de değildi.

İsrail, iki milyondan fazla dargın Filistinlinin günlük hayatının idaresine yeniden soryunmak istemiyor.

Elbette İsrail’in Filistinlilere evlerini terk etmeleri yönündeki uyarıları, kaçınılmaz olarak Gazze Şeridi’nde İsrail’in gizli bir gündeminin olduğu ve bunun yüz binlerce Filistinlinin yaşadığı “Nakba”nın (“felaket”) tekrarı olabileceği yönünde korkular uyandırıyor.

1948’deki Nakba sırasında Filistinliler ya sürülmüş ya da İsrail güçlerinden kaçmak zorunda kalmıştı.

Çatışma sonrası çözüm ise şu anda oldukça uzak görünüyor.

İsrail ordusundan eski bir yetkili, ülkesinin, Körfez Devletleri ve uluslararası toplumun Gazze’yi yeniden inşa etmek için bir araya gelmesini umduğunu söyledi.

Batı Şeria merkezli Filistin Yönetimi’nin Gazze’de tekrar göreve getirileceği konuşuluyor.

Filistin Yönetimi 2007’de Hamas’la yaşanan kısa ve kanlı çatışmanın ardından Gazze’den ayrılmak zorunda kalmıştı.

Bugüne kadarki yıkıma bakılırsa Gazze’yi yeniden inşa etmek devasa bir süreç olacak.

Suudi Arabistan Gazze’ye yardım ediyor mu?

ABD’den Lili adlı okurun, “Suudi Arabistan neden Gazzelilere yardım etmiyor? “ sorusunu BBC’nin deneyimli Güvenlik Muhabiri Frank Gardner yanıtladı:

Suudilerin bu iddiaya şiddetle karşı çıkacağını düşünüyorum.

İsrail’in Gazze kuşatmasına son verilmesi, uluslararası insani hukuka saygı duyulması, sivillerin hedef alınmasının ve Gazze’nin altyapısının tahrip edilmesinin durdurulması yönünde açıkça çağrıda bulundular.

Suudi Arabistan da İsrail ile ilişkilerinin normalleştirilmesine yönelik görüşmeleri askıya aldı.

Gazze’ye neden yardım göndermediklerini soruyorsanız, İsrail şu anda hiçbir yardımın geçişine izin vermiyor.

Refah sınır kapısının Mısır tarafında uzun bir yardım tırı konvoyu bekliyor.

Gazze’nin yeniden inşası başladığında Suudi Arabistan ve diğer Körfez Arap ülkelerinin finansman desteğinde bulunacağını tahmin ediyorum.

Mısır neden sınır kapılarını kapalı tutuyor?

İngiltere’den Diana isimli okurun sorusu şu şekilde: “Müslümanlar İslam’da aile ve kardeşliğin öneminden bahsediyor. Peki Mısır’daki Müslümanlar Gazze sınırının kapalı olmasını nasıl açıklıyor?”

BBC’nin İsrail’in güneyinden bildiren deneyimli Uluslararası İlişkiler Muhabiri Jeremy Bowen bu soruya şu yanıtı verdi:

İslam bir inanç ama bu, siyaset ve ulusal güvenlik konularının her zaman üstünde olduğu anlamına gelmiyor.

Milyonlarca Mısırlı Müslüman’ın Gazzeli sivillerin acısını dindirmek istediğinden şüphem yok.

Ancak Mısır hükümeti, çatışma olmadığı durumlarda bile Refah kapısından Gazze’ye düzenli geçişe izin vermiyordu.

Gazze 2007’de Hamas’ın kontrolüne geçtikten sonra Mısır İsrail’in Gazze kuşatmalarında hep küçük ortağı oldu.

Hamas’ın kökeni, Mısır’da yüz yıl önce kurulan Müslüman Kardeşler’e uzanıyor. Oluşum, devletleri ve toplumları İslam’a göre şekillendirmek istiyor.

Mısır ordusu bu amaca karşı çıkıyor.

2013’de seçilmiş bir Müslüman cumhurbaşkanını darbeyle görevden almıştı.

Mısır’ın bugünkü rejiminin Hamas ile ilişkileri var ve ülke geçmişte Hamas ve İsrail arasındaki bağlantı olmuştu. Ancak Filistinli mültecilerin Mısır’a toplu geçişi istenen bir durum değil.

Gazze’deki kamplar, İsrail’in bağımsızlığını kazanmasıyla sınır dışı ettiği ve evlerine asla dönmelerine izin verilmeyen mültecileri, kurulduktan 75 yıl sonra hala barındırıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x